Tarım İşçiliği Kader Olmamalıdır
Cumhuriyet Halk Partisi CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse mevsimlik tarım işçiliğinin kadar olmaktan çıkması gerektiğini vurguladı
CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, Türkiye’de yaklaşık olarak 2 milyon civarında mevsimlik tarım işçisinin olduğunu söyleyerek, “Bu yurttaşlarımız, hasat zamanı, nerede bir ürün kalkacak ise yola düşüp üç kuruş para kazanıp ailelerini geçindirmek ve kendi çocuklarının geleceğini sağlamak için zor şartlarda gidip çalışıyorlar. Bu mevsimlik tarım işçiliği, Türkiye’de yaşayan özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızın kaderi olmamalıdır ve kaderi de değildir. Meseleye baktığımızda, doğu ve güneydoğu bölgesinde yaşayan yurttaşlarımız, eski tabiriyle -ağzıma almak istemiyorum- ırgat ama modern olarak mevsimlik tarım işçileri olarak isimlendirdiğimiz bu yurttaşlarımız, maalesef, her türlü sağlık koşulundan yoksun, sendikal haklardan yoksun, düşük ücretle ve gerçekten çok zor koşullarda, sabahın beşinde, altısında kalkıp akşamın sekizine, dokuzuna kadar değişik yerlerde, değişik saatlerde çalışma yapan emekçi kardeşlerimizin sıkıntılarını zaman zaman bu kürsüde hem kişi olarak ben hem diğer milletvekili arkadaşlarımız zaman zaman dile getirmişlerdir. Bunları, biz, zaman zaman yazılı, sözlü sorularla, araştırma önergelerimizle veyahut da kanun tekliflerimizle defalarca bu kutsal bildiğimiz çatının altında, bu kürsüde dile getirdik ama maalesef, hiçbir çözüm elde edilmedi.”dedi.
Son olarak mevsimlik tarım işçiliği için Bakanlar Kurulu tarafından bir genelge yayımlandığını kaydeden Köse, “Bu genelge de uygulanmıyor. Geçen cumartesi günü Adıyaman’da bir televizyon çalışanlarıyla birlikte, kameraları aldım, yedi kişiyle ben Malatya’ya gittim. Sayın Mevlüt Aslanoğlu da burada. Kendilerinden izin alarak, Malatya’daki köyleri gezdim. Kayısı bahçelerinde çalışan bu mevsimlik tarım işçi kardeşlerimi ziyaret ettim. Ama neler gördüm değerli arkadaşlarım? 300 kişinin çalıştığı -isim de verebilirim- Malatya’nın Dilek beldesinde, Gedik Köyü’nde 300 kişinin çalıştığı ve Filistin çadırlarından daha kötü şartlarda çalışan bu kardeşlerimizi ziyaret ettiğimde -gerçekten teorik olarak biliyordum ama pratik olarak ilk defa gördüm- çok büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını gördüm. Çadırlar, bezler birbirlerine yamalı bohça gibi dikilmiş, bulanlar tabii. Bulamayanlar naylon bulmuş ve sekiz gündür, dokuz gündür orada olup banyo yapmayan insanlarla ben konuştum. Düşünebiliyor musunuz, yani bu sıcak, 40 derece altında, 45 derece altında bizler, sizler eğer bir gün banyo yapmazsak kendi hâlimizi düşünecek olursak, yani empati kuracak olursak, bu insanlar gerçekten yedi, sekiz gündür banyo yapmadıklarını söylediler.
Beslenme sorunlarına bakacak olursak; biber, domates, onu “sulu” dediğimiz yöresel bir yemek yapıp günde bir iki öğün, beslenme dersek adına besleniyorlardı. Hele hele Adıyamanlı bir hanımla konuştuğumda, kamerayı uzattığımda ben kendimden, kendi kişiliğimden utandım. Kadıncağız gerçekten ağlıyor idi. CD’si de elimde var, yakında Halk TV’de de yayınlatacağım, ulusal televizyonda. Dedi ki: “Gelinim yatıyor.” Gerçekten gelini çadırda yatıyordu. “Bu gelinin kocası İstanbul’a çalışmaya gitti.” dedi “Ve ben kira paramı ödemek için günde 17 lira ücretle çalışıyorum.”diye konuştu
“SORUMLU BİZLERİZ”
Köse, “Türkiye’nin manzarası bu. Bunun sorumlusu bizleriz. Doğudan, güneydoğudan, Urfa’dan gelmişlerdi, Diyarbakır’dan, Mardin’den, Adıyaman’dan gelmişlerdi ve orada, on beş – yirmi gün çalışıp -artık ne kazanabilir, kazandığını belki gittikten sonra doktora mı verir yahut da başka bir sıkıntı var mı yok mu bilemiyorum ama- karın tokluğuna, kölelik düzeninde çalışan işçiler gibi çalışıyorlardı.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bunları konuşurken ben edebiyat olsun diye söylemiyorum. Bu emekçi kardeşlerimizin sıkıntıları hepimizin sıkıntılarıdır. Sorumluluk bizdedir, sorumluluk Türkiye Büyük Millet Meclisindedir ve sorumluluk iktidardır. Sekiz yıldır baştasınız, iktidardasınız. Gerçekten bu mevsimlik tarım işçilerinin sayısı her gün niye artıyor, niye artmaktadır, azalmıyor da niye artıyor? Yerinde, mahâllinde eğer bunlara iş, aş sağlanmaz ise bunların sayısı her gün artacaktır ve ıstırapları daha da katlanarak artacaktır.
Şimdi, sizler, Batman’da, Bitlis’te, Adıyaman’da, Malatya’da, Tokat’ta, Hatay’da tütün üreticilerinin tütün ekmeklerini ellerinden alırsanız işte bu sayı artar. Seçim bölgem olan Adıyaman’da 700 bin insan yaşıyor. İnanın ve inanın bunun yüzde 35-40’ı mevsimlik tarım işçisi konumundadır. Seçim bölgeme gidiyorum, konuşacak insan bulamıyorum. Aynı sıkıntı, inanıyorum ki Batman’da da vardır, Bitlis’te de vardır çünkü bu insanlar ekmek kazanıyorlardı… Aç insan ne yapar? Aç insan sağlıklı düşünemez. Aç insanda sağlıklı bir düşünme göremezsiniz ve bu sıkıntılar arttığı müddetçe siz, bölgede sosyal barıştan da bahsedemezsiniz. Sadece “terör” deyip terörün karşısına asker ve polisle giderseniz terörü de sonlandıramazsınız. Evet, belki her devlet her ülke kendi tedbirini bu şekilde alacaktır ama siz, o bölgenin insanlarına iş, aş vermezseniz, sosyal yönden kuvvetlendirmezseniz bir sonuca varamazsınız.
“GAP” dediniz, sekiz yıldır iktidardasınız, Allah aşkına bu GAP’ta bir adım ileri gidebildiniz mi? GAP’ın ancak yüzde 15’i sulanacak bir duruma gelmiştir. GAP bugün biterse 1,8 milyon hektar arazi sulanacaktır. Sulu tarıma bağlı sektörler güçlenecek, çalışacak ve istihdam gerçekleştirecektir. Yapılan tahminlere göre yaklaşık olarak 3,5-4 milyon insanımız ekmek sahibi olacaktır.
Ben, o çadırlarda Siverek’ten gelen genç kız ve erkek kardeşlerimle karşılaştım, konuştum. Telefonları bende mevcuttur, verebilirim sizlere. Bunlar bizim gençlerimiz, bizim insanlarımız, bunlar bizim umutlarımız, empati kurarak kendimizi bunların yerine koymamız gerekir. Orada beş-on gün çalıştıktan sonra veyahut da yirmi gün çalıştıktan sonra Karadeniz’e fındık toplamaya gideceklerdir. Basında duyuyoruz, Sayın Giresun Valisi, Sayın Ordu Valisi sakın o hatalara düşmeyin, doğudan gelen işçilere potansiyel suçlu gözüyle bakmayınız. O insanlar terörist değildir, o insanlar aş için, ekmek için o bölgeye gidiyor. İyi kanun iyi yöneticinin elinde iyi kanundur, iyi kanun kötü yöneticinin elinde de kötü kanun olur. Buradan uyarıyorum, inşallah duyumlarımız basından yansıdığı gibi değildir.
Şimdi, bu mevsimlik tarım işçileri, bir de -dedim ya- okullar tatil olmadan giderler, yine okullar açıldığı zaman tekrar çalışırlar, yanlarında da çocuklarını götürürler. Bu çocuklar eğitimden de yoksun kalmaktadırlar. Eğitimsizlik yoksulluğun en önemli unsurlarından biridir. Onun için bu mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitimi konusunda Millî Eğitim Bakanlığının da çok ciddi ve acilen çalışma yapması gerekir. Ama tekrar söylüyorum değerli arkadaşlarım, yayımlanan genelge uygulanmıyor, kesinlikle uygulanmıyor. Yani oralar ne kontrol ediliyor -ben iki gün oradaydım- ne bir yetkili geldi bu çadırları inceledi. Barınma sorunlarınız var mı yok mu, sağlık sorununuz var mı yok mu, beslenme sorununuz var mı yok mu bunların hiçbiri yerine getirilmiyor ve incelemeye tabi tutulmuyor. Tekrar söylüyorum, bunların çözümü noktasında… Ağırlıklı olarak bu insanlarımız Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşamaktadırlar. Onun için Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne acilen ve gerçekten hiçbir mazeret içerisine girmeden, kamunun yatırımları mutlaka sağlanmalı, hatta hatta kamu yatırımları yapılırken”dedi.
Bu haber
24 defa okundu.
Yazan :
Kaynak :