Yirmi iki medeniyete ev sahipliği yapmış olması hasebiyle “medeniyetler kavşağı” olarak tanımlanan Adıyaman’ımızda, kültür turizmine olduğu gibi, inanç turizmine de yeterince önem verilmiyor.
Türkiye’de metfun bulunan iki sahabeden birisinin Adıyaman’da bulunuyor olması Adıyaman için bir şans olsa gerek.
Ancak her ne hikmetse bilinerek veya bilinmeyerek Sahabe Safvan Bin Muattal Hazretleri’nin metfun bulunduğu bölgenin cazibe merkezi haline getirilememesi nedeniyle, bu şans yeterince değerlendirilmiyor.
Her yıl on binlerce turist çekebilecek kapasitedeki söz konusu mekânın tanıtımı yapılmaması, altyapı eksiklikleri giderilmemesi, değerlendirilmeye tabi tutulmaması kuşkusuz Adıyaman için büyük bir eksikliktir.
İnanç turizmi kapsamında büyük bir potansiyele sahip olan Sahabe Bin Muattal’ın bulunduğu bölge cazibe merkezi haline getirilmesi durumunda, emin olunki Adıyaman hem daha çok gelişecek, hem de önemli bir konuma gelecektir.
Hiçbir yetkilinin malum konuya eğilmemesi, hummalı bir atağa geçmemesi Adıyaman için ciddi bir noksanlıktır.
Söz konusu bölgede behemehal yoğunlaşılır, her türlü altyapı eksiklikleri giderilerek göz kamaştırıcı duruma getirilirse, Adıyaman’ın kaderi değişecektir.
Aksi halde sahip çıkmamakla Nemrut’u Malatyalılara kaptırdığımız gibi, Sahabe’yi de Şanlıurfa veya başka bir komşu il’e kaptırabiliriz.
Öyle ya; “yemeyenin malını yerler” dememiş mi atalarımız?
Henüz Malatyalılarla mücadelemiz bitmemişken, bir başka kentle polemiğe girersek aslında şaşmamak lazım…
Globalleşme vesilesiyle adeta büyükçe bir köy haline dönüşen dünyamızda, artık sınırların pek ehemmiyeti kalmadığı için topluma mal olmuş değerlere de, “bizim coğrafyamızdandır. Bizim değerlerimizdir” demenin bir anlamı yoktur.
Elhasıl bu gibi değerleri kim cazibeleştirir, yeterince tanıtır ve ulaşım kolaylığı sağlarsa onlarındır
İl sınırlarımız içerisinde sayısızca kültür miraslarımız atıl durumda, doğal zenginliklerimiz kullanılmamakta, inanç değerlerimiz cazibeleştirilmemekte ama buna rağmen işsizlikten yakınıyoruz. “Neden ırgatlaştık” diye feryadı figan ediyoruz. “İşsizlik kaderimiz midir” diye haykırıyoruz.
Irgatlık yaftasından sıyrılmanın, işsizlik ordusundan kurtulmanın, refah ve huzura kavuşmanın, gelişmişlik vasfına bürünmenin yolu; inanç, kültür ve doğal zenginliklerimize sahip çıkmaktan geçer.
O bakımdan Safvan Bin Muattal Hazretleri’nden başlayıp tüm değerlerimizi bir taraftan cazibeleştirmeliyiz, öte taraftan dünyaya tanıtmalıyız.
Aksi takdirde bu gidişle daha çok dövünür, daha çok “boşa kürek sallarız.”
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Günün Sözü: “Su Akar İz Bırakır, Turist Gelir Döviz Bırakır”
Bilal KARADAĞ
bkaratag02@hotmail.com