SİYASET
Yayınlanma : 22 Ocak 2026 10:47
Düzenleme : 22 Ocak 2026 10:48

Kimse Perdenin Arka Tarafına Bakmıyor

Kimse Perdenin Arka Tarafına Bakmıyor
Siyasette çoğu zaman sahneye bakıyoruz. Işıkların altına, kameraların önüne, verilen pozlara…

Siyasette çoğu zaman sahneye bakıyoruz. Işıkların altına, kameraların önüne, verilen pozlara…

Ama perde arkasında olan biteni görmek istemiyoruz. Ya da görmek işimize gelmiyor.

 

Ekrem Çadır’ın yaptığı son hareket tam da bu yüzden yanlış okundu. Kimi samimiyetsiz buldu, kimi “siyasi şov” dedi. Oysa kimse şunu sormadı: Gerçekten bir şov muydu?

Yoksa siyasetin giderek kaybettiği o saf duyguların, temiz niyetin, kirlenmemiş bir refleksin dışa vurumu muydu?

 

Şunu açıkça söylemek gerekir:

Eğer Ekrem Çadır “kurt bir siyasetçi” olsaydı, bu hareketi yapmazdı.

Eğer siyasetin bütün inceliklerini bilen, hesap kitapla yürüyen, her adımı strateji olan bir figür olsaydı, bırakın o davranışı sergilemeyi, videonun çekilmesini bile engellerdi.

 

Çünkü profesyonel siyasetçi duygusunu saklar.

Erbab siyasetçi refleksini bastırır.

Tecrübeli siyasetçi risk almaz.

 

Ama Ekrem Çadır tam da bunu yapmadı.

Hesap yapmadı.

“Buna ne derler?” diye düşünmedi.

“Bana ne kazandırır?” sorusunu sormadı.

 

Belki de bu yüzden anlaşılmadı.

 

Bugün siyasetin en büyük problemi samimiyet krizidir. Herkes rol yapıyor, herkes ölçüyor, biçiyor, tartıyor. Böyle bir ortamda içten gelen bir davranış, ister istemez yadırganıyor. Çünkü temiz kalplilik, safiyet ve iyi niyet artık siyasette “olağan” değil, “şüpheli” kabul ediliyor.

Oysa bazen perdeyi aralamak gerekir.

Bazen görünenin arkasına bakmak gerekir.

Ve bazen de bir insanın yaptığı şeyi, olduğu gibi kabul etmek…

 

Ekrem Çadır’ın yaptığı tam olarak buydu:

Kirlenmemiş bir refleks.

Samimi bir duruş.

Hesapsız bir insanlık hali.

Ama maalesef, kimse perdenin arka tarafına bakmadı.